Ören – Konum
Muğla ilinin, Milas ilçesine bağlı, Gökova körfezinin kuzeyinde yer alan Ören beldesi, 15.000 dekar bir alana sahiptir. Gökava körfezine akan Kemerdere çayının getirdiği topraklarla verimli, zengin Ören ovası oluşmuştur. Verimli topraklara sahip Ören ovasında narenciye, susam, pamuk, tütün, hububat ve çeşitli meyveler yetiştirilmektedir. Ayrıca zemin tarla balıkçılığına da oldukça uygundur.
İklim :
Ören beldesinde Akdeniz iklimi egemendir. Yıllık ortalama 2O°C civarındadır. Temmuz ve AÄŸustos aylarında bu sıcaklık 32 ila 34°C’ ye çıkmaktadır. Sıcaklık kışın 10 dereceden aÅŸağıya düşmemekle birlikte, kışın yağışlı ve ılık, yazın ise kurak ve sıcaktır.
Deniz sıcaklığı ortalama 22°C civarındadır. AÄŸustos ve Eylül aylarında ise deniz sıcaklığı 24 ile 26°C’ye çıkmaktadır. Kışın ve yaz mevsiminde Gökova körfezinden esen Lodos rüzgarı yazın doÄŸal klima iÅŸlevini görmektedir. Beldede ormanlık alanın çokluÄŸundan dolayı nem onanı minimum düzeydedir, oksijen oranı yüksektir. Bu nedenle, ÅŸeker hastası, bronÅŸit, romatizma hastalarına doktorlar Ören’i tavsiye etmektedir.
Bitki Örtüsü :
Beldede Akdeniz bitki örtüsü hakimdir. Zeytinlik, çam ormanı ve makiliklerden oluşmaktadır. Çam ormanlarının bulunduğu bölgelerde ıtırlı bitkiler yoğun olarak yetişmektedir (adaçayı, kekik, elmaçayı, defne vb.). Beldenin bitki örtüsünün önemli özelliklerinden biri de dünyada nadir rastlanan yabani orkide çeşitlerine sahip olmasıdır.
Ören Beldesine ait resim galerisi için buraya tıklayınız
Ören – Tarihçe
Ören Beldesi, MuÄŸla iline baÄŸlı Milas ilçesinin 40 km. güneyinde Gökova Körfezi’nin kuzey sahilinde yer almaktadır. Arkası sarp kayalık daÄŸlara dayanan kentin önünde Kocaçay’ın getirmiÅŸ olduÄŸu alivyonlarla oluÅŸan ovası uzanır. Bugünkü Ören Beldesi Antik Keramos kentinin üzerine kurulmuÅŸtur.
Mitolojide Dionysos’la Ariadne’nin oÄŸlu ve çömlekçilik sanatının kurucusu sayılan Keramos’un adını taşıyan kentin harabeleri bugün modern belde yerleÅŸiminin içinde hala ayakta kalabilmiÅŸtir.
Karya dönemindeki ismi olan Keramos Yunancada çömlekçilik anlamına gelmektedir. Bu isim zamanla deÄŸiÅŸirek Gereme ismini almıştır. (Evliya Çelebi 1 7. yüzyıldaki ziyaretinde Gereme’yi “Mamur, Abadan, Safi baÄŸlık bahçelik” bir köy olarak tanımlar.) Bir dönemde Kemerdere olarak anılması Kocaçay vadisinde bulunan antik su kemerlerinden ileri gelmektedir. Belde bugün harabe anlamına gelen Ören ismini almıştır.
Keramos’un Arkaik çaÄŸdan baÅŸlayarak o zaman Akdenizde etkili HelenleÅŸme sürecinin dışında kalmamış olduÄŸunu, HelenleÅŸme sürecinin M.Ö. 7.- 6. yüzyıllarda baÅŸlamış olabileceÄŸi, ele geçen Yunan tipi Arkaik yontularda görülmektedir. Helenistlik döneminde deniz aşırı ülkelerle örneÄŸin, Mısır ile de doÄŸrudan ve dolaylı iliÅŸkiler kurduÄŸunu özellikle de Romus döneminde adını Asia eyaletinde duyurmuÅŸtur.
Keramos kenti M.Ü. 5. yüzyılda üyesi olduğu Attika-Delos deniz birliğine bir buçuk talant vergi ödüyordu. Daha sonra Khrysaor birliğine bağlanan şehir arazi ve köylerinin çokluğundan yararlanarak etkin bir konuma gelmeyi başarmıştır.
M.O. 188′deki Apameia barışı sonucu tüm Karya ile birlikte Keramos da Rhodos’a verilmiÅŸtir. Bu tarihten sonra Keramos’un diÄŸer bir kent (muhtemelen Stratonikeia) ile Sympoliteia anlaÅŸması yaptığını ele geçen bir yazıtta ifade edilmektedir. Ancak bu durumdan hoÅŸnut olmayan kent Rhodos’dan yardım istemek zorunda kalmıştır. Bu yardımı isteyen ve gerçekleÅŸtiren kiÅŸi de söz konusu yazıtta onurlandırılmıştır.
Madeni para yapımı M.Ö. 2. yüzyılda başlayarak Roma imparatorluğu dönemine kadar sürmüştür.
Keramos’ta sikkelerin üzerinde betimlemeleri görülen genç bir tanrıya ibadet ediliyordu. Kısa etekli genç tanrı, elinde çift ağızlı balta ve kalkan tutardı. Yerel olan bu tanrı zaman zaman kentin baÅŸ tanrısı Zeus Khrysaor ile birlikte görüldüğü oluyordu.
0 dönemlerde Olympia’da aynı gün içinde stadyum, diyaloz ve uzun mesafe koÅŸularının hepsini birden kazanan Polites isimli kiÅŸi, bilinen ve adı kent sınırlarını aÅŸan en ünlü Keramosludur. Strabon’a göre Keramos M.Ö. 1. yüzyılın sonlarında bağımsız olmayan küçük ÅŸehirlerden bir tanesidir. Bizans döneminde bir psikoposluk merkezi olmuÅŸtur.
Kalıntılar :
Antik dönemden bu yana yüzyılların geçmesine ve bölgenin deprem kuşağında olmasına rağmen bir çok kayıplar olsa da antik şehrin kalıntıları hala ayakta kalabilmiştir.
Surlar :
Kentin bir tarafta ovadan diğer tarafta dağın yamaçlarından dolaşarak kuşatan surlardan bugün sadece dağlık kesimde ve güneydoğudaki alanda belli bir bölümü ayakta kalabilmiştir. Kapılarının çoğu kemerliyken köşeli olanlarada da rastlamak mümkündür.
Bakıcak Tepesindeki Tapınak :
Kentin iki tapınağından biri BaÅŸtapınaÄŸa ait olandır. Merkez içerisinde belediye binası yakınında Kemeraltı niÅŸinin yeraldığı rampanın (Nympheum) üst düzlüğünde yer alan tapınaktan günümüze pek fazla kalıntı ulaÅŸmamıştır. Gri kolkerden inÅŸaa edilen 25 m. uzunluktaki istinat duvarı ile sarıya çalan bloklardan yapılmış 15 m. uzunlukta olan temelleri görmek mümkündür. Kalıntıların az olması tapınağın plan ve düzeni hakkında araÅŸtırma yapmayı zorlaÅŸtırmaktadır. Yakın çevrede üzerinde çift ağızlı balta kabartması bulunan sütunun bulunmuÅŸ olması tapınağın Zeus Khrysar’a ait olduÄŸu düşünülmektedir.
Nympheum :
Daha sonraki bir dönemde, yukarıda anlatılan tapınağa ait istinat duvarının aşağısına kemerli ikinci bir istinat duvarı inşaa edilmiş ve birinci duvarı ile tapınak arasına üst örtüleri beşik tonozlu altı küçük oda sıralanmıştır. Büyük ölçüde yapılan bu mekanların aşağıdaki taraça duvarının dış yüzeyinde üstleri kemerli altı niş vardır. Şimdiye kadar tanımlanamayan bu karmaşık düzen su mimarisi ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Buna kanıt olarak yukarı taraça duvarının yakınından geçerek mekanlara giden horasanlı bir su arkıdır. Bu arkın suyu olasılıkla kuzeydeki aguadükten geliyordu. Odalardaki sıva kalıntılarının ise yer yer kalkerleşmiş olmalarına rağmen su sızdırmayacak şekilde iyi perdahlanmış oldukları anlaşılabilmektedir. Ovaya bakan taraçadaki kademeli nişlerde de delikler ve kireçlenmeler süz konusudur. Yolun alt tarafında ise hemen aynı eksen üzerinde bir hamam kalıntısı vardır. Büyük bir olasılıkla suyunu bu sistemden temin ediyordu. Bütün bunlardan yola çıkarak tonozlu mekanlar içinde suyun dinlendirildiği depolar taraçadaki kemerli altı niş ise anıtsal bir çeşme işlevi görmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Kurşunlu Yapı (Tapınak):
DoÄŸudaki kent surlarının biraz uzağında, MeÅŸekayası dağının eteÄŸinde, Belde merkezinin yaklaşık 400 m. doÄŸusunda yer alan tapınak kent ve zıvanaların kurÅŸun olmasından dolayı yerli halk tarafından “KurÅŸunlu Yapı” olarak isimlendirilmiÅŸtir. Tapınağın podyumu, özenle yapılmış bir istinat duvarı ile oluÅŸturulmuÅŸtur. Bir bakıma kaide oluÅŸturan doÄŸu, batı ve güneydeki bu istinat duvarları dikdörtgen sarımtırak taÅŸ bloklarla elde edilmiÅŸ olup, bu korniÅŸle son bulmaktadır. Tapınağın kointh düzeninde olduÄŸu sütun baÅŸlıklarından anlaşılmaktadır. Tapınak duvarları, üzerleri yazıtlı, çelenk içine alınmış yuvarlak kalkana benzer kabartmalarla donatılmıştır. Bu görkemli tapınak muhtemelen Bizans döneminde bir kilise veya manastıra dönüştürülmüştür.
Su Yolları :
Keramos’un suları kuzeyden geliyordu. Alatepe küyü yönüne giderken yolun sağındaki arazinin yapısına göre yapılan su kemerleri ve yer yer kayalık olan dağın yamacına açılmış güzergahını izlemek olasıdır. Åžehre gelen su belli bir noktadan (olasılıkla Bakıcak tepesi) muhtelif yerlere kanal veya arklar vasıtasıyla taksim ediliyordu.
Mezarlar :
Türkevleri ile Ören arasındaki yolun sonundaki dağın yamacında yoldan yaklaşık 100-150 m. yukarısında muhtemelen Roma’dan önceki dönemlere ait bir grup kaya mezarları vardır. Bizans çağında bu mezarların bazılarına freksler yapılmıştır. Freksler bugün çok iyi durumda deÄŸildir. Bu mezarların dışında büyük güney kapısının önünden, doÄŸu konglomera taşından yapılmış sade lahitler görülür. Bu bölgedeki surlar boyunca devam eden yol güneye doÄŸru takip edilince sol yöne düşen mezarlıkta günümüz mezarları ile iç içe yer alan lahitler hemen dikkat çeker. Bu lahitler işçilik bakımından güney kapısı civarındaki lahitlerden daha kalitelidir, bu bölgede tonozlu mezarlara da rastlamak mümkündür.
Diğer Yapılar :
Keramos’ta yukarıda anlatılanların dışında iÅŸlevleri kesin olarak saptanamayan bazı yapı kalıntıları vardır. Bakkal tepesinin güneyinde yolun hemen sağındaki apsisli kompleks yapı büyük bir olasılıkla hamam olmalıdır. Tarlaların içindeki kapı lento ve süveleri hemen dikkat çeken ve yok olan diÄŸer yapılara tanıklık eder.
Güneyde, ÅŸehrin dışında, yakınında lahit mezarların da yer aldığı ve köylülerce “Akyapı” olarak isimlendirilen yapının bitiÅŸiÄŸinde temel blokları silmeli olan platform ve platformun üzerinde beyaz mermerden yapılmış sütun tamburları İle baÅŸka mimari elemanlar göze çarpar. Bu platformun yanı başında kemerli niÅŸleri bulunan baÅŸka duvar kalıntıları da vardır.
Ören’in merkezinde modern yapılarla iç içe girmiÅŸ antik duvar kalıntılarından pek çoÄŸunun iÅŸlevini tam olarak anlamak olanaksızdır. Hamam olduÄŸu sanılan kompleksin güneyinde daracık sokakların arasına gizlenmiÅŸ olan ve önemli bir antik yapıya ait olduÄŸu anlaşılan giriÅŸ kapısının lento söve blokları Keramos’ta görülen en güzel mimari süslemeye sahiptir.
Antik Keramos’a ait taşınabilir mimari eleman ve yazıtlardan bir kısmı karakol binasının karşısında ki mekanda toplanmıştır. Bazılarını ise Belediye binasının önündeki alanda görmek mümkündür.
Keramos’un limanı, bugünkü iskelenin bulunduÄŸu Çamaltı koyundaydı ve antik dönemde limanın batısında bir mahallede yer almaktaydı.
Ören Beldesine ait resim galerisi için buraya tıklayınız



